19 Aralık 2018 Çarşamba

Aldanıyoruz. Peki Neden?

Bir pazarlamacı, bir siyasetçi, yakın bir dostumuz, sevgilimiz, çocuğumuz, ebeveynlerimiz, kardeşimiz veya  yoldan geçen bir yabancı... Birileri sürekli bizi aldatmaya çalışıyor.

Hiç inkar etmeyin, hepimiz isteyerek veya istemeyerek aldanıyoruz.

İsteyerek aldanmak mı? Çok garip değil mi?

Hayır değil. Aslında en çok da isteyerek aldanıyoruz. İnsanlar bizi aldatmak için çoğu zaman bu yöntemi kullanıyor. Bizi, aslında o olmak istediğimiz ama olamadığımız kişiymiş gibi olduğumuza inandırıyor. Biz de, duymak istediğimiz şeylerin söylenmesinden hoşlanıyoruz. İyi yönetici, muhteşem öğrenci, harika öğretmen, fevkaladenin fevkinde sporcu, inanılmaz baba, hayırlı evlat...
Doğru mu? En azından hepsi doğru değil.
Peki bize böyle olduğumuz söylendiğinde inkar mı ediyoruz yoksa inanmaya mı çalışıyoruz?



Aldatılmak ve aldanmak kimi zaman işimize geliyor. İşte bu yüzdendir ki gerçekler acı olabiliyor. Eğer aldanmamaya karar verecekseniz, öncelikle bunun her zaman size çok iyi gelebileceğini düşünmeyin. Bazen aldatılmamak sizi üzebilir.

Ayrıca aldatılmak deyince aklınıza sadece başka insanların sizi aldatacağı geliyorsa yine yanılıyorsunuz. İnsan en çok da kendini aldatır. Bazen öyle şeyler yapar ve kendi doğrularımızla öyle çelişiriz ki, kendimizi aldatma yoluna gideriz. Kabullenmek en erdemli davranış olsa da, en zor olanı...

İnanmak kolaydır. Zor olan sorgulamaktır

Bu küçük uyarıları dikkate aldıysanız konumuza geçebiliriz;

Eğer tüm riskleri göze aldıysanız yazıyı okumaya devam edebilirsiniz.

Şimdi aldanmamaya hazır mısınız?

Aldanmamanın ilk adımı şüphe etmekle başlar. Eğer şüphe etmiyorsak, çok büyük ihtimalle aldanıyoruz demektir.

Aldatılmak için her zaman bir yalan olmasına da gerek yok. Bazen söylenilenlerin hepsi doğru olmasına rağmen aldatılmak olasıdır. Yararlı bilgi, tam bilgidir. Yetersiz bilgi ise aldatıcı olabilir.

Şüphe etmeye nereden başlamalıyız? İşte sıralı tam liste:

  • Şehir efsanelerinden  şüphe et
Şehir efsaneleri, hakkında kitap yazılabilecek kadar geniş bir konudur. Nitekim hakkında kitap da yazılmıştır. Ama çoğu mantığa uymayan, zamanla abartılmış ve kulaktan kulağa giderken, yolda çeşitli modifiyeler geçirmiş hikayelerdir;
- Bruce Lee biraz daha yaşayıp; çalışsaymış, vücudu kurşun geçirmez olacakmış.

Ben şahsen yemedim. Ya siz?

- Lozan antlaşmasının gizli maddeleri varmış, 2023'de boru çıkartıp kullanabilecekmişiz. Ülkemizin her yanında petrol varmış da Lozan anlaşmasından dolayı çıkartamıyormuşuz...

Batman'da yıllardır petrol çıkıyor.
Ayrıca bor madenlerimiz de var : http://www.etimaden.gov.tr/turkiyede-bor yurtdışına da satıyoruz. (Tabii bu linkten de şüphe etmeniz olası :)

Dediğim gibi, şehir efsaneleri... Say say bitmez.. inanmayın. Kısaca geçiyoruz.

  • Herkesin doğru diye inandığı şeylerden şüphe et
Dünya gerçekten yuvarlak mı? Peki öyleyse neden yüzbinlerce kişi bunun aksini iddaa ediyor? Google'a düz dünya teorisi yazın da bir bakın derim.
  • Atalarından gelen inançlarından şüphe et
Acaba din adına inandığım şeyler gerçekten bu dinin şartları mı? Öyleyse neden dinlerin içinde mezhepler var? Dini inançlarımın bana emrettiği şeyleri aynı dindeki başkalarına neden değişik şekilde emrediyor? Ya da doğru dine mi inanıyorum? Ya da inanalı mıyım?

Sorgulamaktan korkmayın. Unutmayın ki en çok şüphelenmediğimiz ve sorgulamadığımız şeyler hakkında aldatılıyoruz.
  • Sözlü - Yazılı - Görsel bütün medya ve iletişim kaynaklarından şüphe et
Burada örnek vermeye gerek var mı ki? Reklamlar desem yeterli olmaz mı?
Reklamlar, kaliteyi artırmaz. Sadece akılda kalıcılığı artırır.

Siyasilerin demeçlerinden şüphe etmenize gerek yok. Onlara doğrudan inanmayabilirsiniz. Çünkü onlar her zaman "yalan söyleyerek" aldatmaz. Bazen doğruları abartarak ya da doğruların bir kısmını söyleyip, bir kısmını kendine saklayarak aldatır.

İnsanlar en çok gördüklerine inanır. Görsel medya da zaten en çok bunu kullanarak aldatır. Size sadece görmek istediğiniz (ya da görmenizi istediği) şeyleri gösterir. Aşağıdaki maddelerde de var. Gördüğünüzden de şüphe edin.
  • Bilimden şüphe et
Bilim; tarih boyunca her yeni keşifle değişmiştir. Aslında bilim de en güvenilmez olanlardan biridir. Ama bilim konusunda mutlak inanç gibi mutlak red de çok mantıklı olmaz. Şimdiki görüntülü konuşma, kablosuz internet teknolojisi gibi gerçekler, birkaç yüzyıl önce doğaüstü olaylar gibi algılanabilirdi.
  • Yakın dost arkadaşından şüphe et
İnsanlar üzülmememiz için bize yalan söylüyor veya doğruları bizden gizliyor olabilir. Gerçek özeleştiri yoluna girmediğimiz zaman aldanıyoruz demektir.
  • Kendinden şüphe et
Üst bilinç yani ego, kendine yakıştıramadığı şeyleri bilinç altına sürerek bizi kandırma yoluna gider. Bazen haklı çıkma dürtüsü bizi öyle bir sarar ki, söylediğimiz yalanlara bir süre sonra kendimiz de inanırız. Yalan belleğimizde yaşanmışçasına yer eder.
  • Ve nihayet, gözünle gördüklerinden şüphe et
Bazen öyle illüzyonlar yaşanır ki, gözleriniz olmayanı olmuş gibi görebilir. Bu sadece illüzyon gösterilerinde olur sanmayın. Bazen herkesin gözü önünde olduğu halde, gördüklerinize algılarınız yön verir. Amerika'nın o meşhur "11 eylül ikiz kuleler saldırıları" hakkında bir internet araştırması yapın.

  •  Hakketmediğin bir kazancın varsa şüphe et
Birileri "Size süper kazançlı bir teklifim var" diyorsa, gönül rahatlığı ile şüphe etmeye başlayabilirsiniz. Zira, birileri neden tanımadığı birine, bir talebi bulunmadığı halde hiç bir gayreti olmadan bir kazanç elde etme fırsatı verir? Değerinin altında satılan bir ürün her zaman şüphelidir.



Şüpheci olun, yoksa gerçekleri kaçırabilirsiniz.

Peki bütün bunları öğrenip hayatımıza uygulamamıza rağmen, aldatılmadığınızdan emin olabilir misiniz? Hayır, olamazsınız çünkü siz artık bir şüphecisiniz. Unutmayın ki "Avcı ne kadar av bilse, tilki o kadar yol bilir"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder